Blog

Acaba Neden!

Değeri Yüce İslamın Mensupları Olan Müslümanların Zelilliği,

İçinde Bulunduğu İçler Acısı Durum Acaba NEDEN?

Hikmetleri Müsebbib-ül Esbab’ta gizli olsa da zahiri sebeplere değinmek niyetiyle…

( Lisede iken benzer yazılar karalamış ama bir bütünlük sağlayamamıştım. Tarihe baktığımızda aynı sorunlar cereyan etmişi ve 09.07.2012 de kaleme aldığım aşağıdaki yazının günümüzde halen canlılığını koruduğu Akl-ı selim herkesçe idarak edilmektedir. Amacım ders vermek değil {haddimde değil} sadece duygularımı paylaşmaktır. Kusurlar benden Güzellikler Allahtan’dır. Anlayışınıza sığınarak istifade edilmesini temenni ederim )

İslam; diğer dinleri inkar edici olmayıp aksine tasdik edici ve tamamlayıcıdır. Diğer Semavi dinlerde Hak olup Mensuplarınca tahrif ve tahrip edilmiştir.

İslamiyetin evrenselliği vede tek geçerli din olduğu Dört Büyük Kitabın Sonuncusu olan Kelamullah, Yüce Kur’an da açık bir şekilde ifade edilmiştir (ÂLİ İMRÂN – 19)

Tek geçerli ve evrensel olan bir dinin günümüzde tahrif olmuş dinlere nazaran çömezlikle, gericilikle, Terörle, Yoksullukla istenmeyen adam olmakla itham edilmesi veya bu düşüncelere müstehak görülmesinin yegane sebebi Mensupları olan biz Müslümanların içinde bulunduğu Tefrika Ve Kıymet Bilmemezlik’tir.

Elbetteki Mucize-i Ahmediyenin tecellisinin olması hasabiyle Hadiste beyan edilen Ahirzamanın alametlerinden biri olarak Müslümanların ayrı fırkalara bölünmesi kaçınılmazdır, Ama hiçbirisinin “Tek Müstakim Olan” Benim!… Deme Lüksü 2 Sebeple yoktur.

Çünkü birincisi: Kimin veya Hangi Fırkanın en doğru yolda olduğunu Allah bilir

İkinciside İslam birlik beraberlik dinidir ve Hak mezhep üzere iştigal edecek olan fırkanın da ruhunda bunun olması lazım. Yani her cemaat bir tarafa çekilip kendisini üstün görürken; Hak üzere olan Asıl önemli olan Müslümanları yani tüm Fırkaları, Cemaatleri, Mezhepleri dışlamak yerine bir çatı altında toplama fikri ve gayretiyle meşkuldür. ( Fırka ve Cemaat kavramlarının farklı olduğu da düşünülebilir. Buraya girmek beni aşar haddim değildir)

Altınçağ dediğimiz Asr-ı Saadet dediğimiz Medine İslam Devleti döneminde ve nitekim son zamanlarını saymazsak Osmanlı Döneminde bu şiar vardı.

Ümmet bilinci Camii kültürüyle de özetlenebilir. Nasılki Namaz vakitlerinde, Özellikle Cuma ve Bayram Namazlarında Cemaat, Fırka,Mezhep,Dil ve sosyal Sınıf gözetmeksizin tüm Müslümanlar aynı Kıbleye dönüp yan yana saf tutup aynı imama tabi oluyorsa; İctimai ve İslami bir Dünya hayatındada bu birlik ve beraberliğin sağlanması elzemdir vede Şart-ı Mutlaktır.

Kaldıki bu asırda yaşadığımız fırka ayrılıkları Camilerimizide Öksüz Bırakmaktadır

Nitekim ezan okunduğu vakit hemen hemen her cemaatin mensuplarınca açılan veya kullanılan merkezlerde cemmat oluşturulup bir vechiyle Camii ye gidilmesi önlenmiş sayılmaktadır.

İster tembelliğimizden ister yukarıda belirttiğim sebepten Camii ye gitmeyişimiz, Camii kültüründen mahrum yaşamak; dışarıdaki sosyal hayatta da dini yaşantıda da İslemiyetin sağladığı birliği tahrip etmekte etkin bir sebep sonuç ilişkisi vardır.

 

Camii de aynı safı paylaşıp kaynaşmak ve perçinleşmektense Her Cemaat sadece kendi mensuplarıyla saf tutmakta ve diğerlerini (tam olarak öyle olmsada) dışlamış sayılmaktadırki gerçekten bu anlama işaret eden sonuçlar varsa ayrılık ve hisleri ve tohumları yine dini direği olan Namaz ile atılmış olmazmı?…

Halbuki İslam da İsalmın Beş Şartından ikincisi olan Namaz da ayırıcı değil; aksine birleştirici tamamlayıcı ve perçinleyicidir.

Günümüz İslam Coğrafyasında evet yeryüzünün kan ağlayan tek coğrafyasında gerçekten Allah rızası ve onun emirleri çerçevesinde birlik ruhundan bahsedebilirmiyiz.

Bizler birbirimizle uğraşırken, veya havadan sudan konularla meşkul olurken tek millet olan ehl-i küffar fenni ilimlerde de dünya siyasetindede bize hükmedecek seviyeye geliyor ki biz zaten yönetilecek seviyeye düşürmüş oluyoruz kendimizi…

Peki Her zevâlin de bir Kemâli olması lazım gelmezmi?

Dinden uzak bir dindarlık ve içi boşaltılmış bir dini eğitimin neticesi ortadadır. İbadetlerimizden Televizyon internet özgürlük insan hakları eğlence aşk sevgi vs. daha çokça sayabileceğimiz çağdaşlık materyalleri şırıngalarla çekilen haz ve huşu yu geri kazanmak lazım.

Samimi bir şekilde Huşû ile kılınan namaz; kalbi, ruhu, bedeni temizler, zindeleştirir. Maddi manevihastalık ve kirleri söküp atar. Dolayısıylaöyle bir bedende ve böylesi bedenlerden meydana gelen toplumlarda ayrımcılığa ve tefrikaya yer kalmaz.

Ne Cemaat ve Fırka ayırımı olur,

Ne Mezhep ayırımı olur,

Ne ırk ayırımı olur,

Nede toplumsal sınıflandırmalar olur. Yani zengin-fakir, işçi-memur, işsiz vs. ayırımı olmaz.

Peki ne olur? Birlik şuuru ve ruhu ile filizlenen Huzurlu bir toplum ve iki cihan saadeti olur inşallah.

Fitnevi Duygulardan arınmış bir olana inanıp bir olana inananlarla bir olan ferlerden oluşan bir toplumda elbette şer güçler cirit atamaz ve emellerine ulaşmanın zevkine varamazlar.

Eğer bugün İslam coğrafyası kan ağlıyorsa, Bizlerin Allahın verdiği maddi manevi nimetlerinin kıymetini bilemememizden dolayı şükür tevekkül ve tefekkürden uzak bir hayat yaşamamızdandır.

Birbirimizle uğraşıp nimetide ganimetide başkalarına yediriyorsak çok ta düşünmemize gerek yok şöyle bir Kendimizi, İnsanlığımızı, Müslümanlığımızı yoklayalım Ve İslamın ne olup ne olmadığını bir daha düşünelim.

Dua ile, Fî emânillah

 

Leave a comment